"Beni Öldürdüler, Wene
Hala..."
Kırmızı
Pazartesi aşağı yukarı 100 sayfalık bir cinayet romanı. Kitabın kapağında 1982
yılında Nobel Ödülü aldığına dair bir vurgulama yapılmış. Benim okuduğum
versiyonu Can Yayınevi'ne aitti.
Kapağı genel olarak incelediğimizde cinayeti işleyen ikiz
kardeşler Pablo ve Pedro Vicario ile arka taraftaki beyaz yatağın
yanında,cinayetin işlenme sebebi olan hanım kızımız Angela Vicario'yu temsili
olarak görüyoruz. Soldaki tavşan da tahmin ediyorum ki cinayet kurbanı Santiago
Nasar'ı temsil ediyor. Bir genç kızın zorla evlendirildiği düğün
gecesinde,bekaretini daha önceden kaybetmiş olduğunun anlaşılması üzerine ikiz
kardeşlerine,bekaretini kime kaybettiğini söylemesi üzerine ikizlerin,tabiri
caizse aile namusuna sahip çıkma sorumluluğuyla işledikleri bir cinayeti
anlatıyor.
İkizler
gördükleri herkese,Santiago Nasar'ı öldüreceklerini,içten içe birinin çıkıp
engellemesini isteyerek,söylemelerine rağmen kimsenin engellememesi ve aslında
bir halkın işlenmesine göz yumduğu bir cinayeti anlatıyor. Bu kitapta beni en
çok etkileyen sanırım cinayetin sonunda kurbanın sıcağı sıcağına ayağa kalkıp
yürürken halasıyla kurduğu diyalogda sarf ettiği şu cümle olmuştu:
Santiago Nasar'ın evine doğru emin
adımlarla yürüdüğünü gören halası:
"Santiago,yavrum!" diye
bağırmıştı." Neyin var?"
Santiago Nasar onu tanımıştı.
"Beni öldürdüler,Wene
Hala." demişti.
Aslında cinayetin işlenme tarihi ve saati bile tüm ahali
tarafından bilinirken,o zavallı ikizlerin kimseyi öldüremeyeceğini veya önceki
günün sarhoşluğuyla atıp tuttuklarını düşünenlerin sayısı çoğunlukta olduğundan
Santiago Nasar'ı son ana kadar kimse adamakıllı uyarmamıştı. Santiago Nasar
haklıydı,onu öldürdüler. Aldığı tüm bıçak darbelerinde her gün yüz yüze baktığı
kişilerin suçu ve ihmali vardı. Ve muhtemelen kitabı okuduktan sonra akıllarda
kalan tek soru işareti,gerçekten Santiago Nasar'ın suçlu olup olmadığıydı. Ve
bunu bulmak da,biten kitabın ardından okuyucunun yorumuna bırakılmış...